colour style colour style colour style colour style
Anasayfa

TEBRİKLER

BANKROLL SERİYE BAĞLADI

son-dakika-2

Talha Dinçel Koşusu'nu BOOM BOOM kazandı

VETERİNERLİK HİZMETLERİ

son-dakika-2

son-dakika-2

BU İKİLİ ÇOK FARKLI

EYLÜL AYI YABANCI YARIŞ PROGRAMI


"SANA NE" AÇILIMI
İnsanlar işlerine geldiğinde insanlık onurundan, insan haklarından bahsederler. Ama konu insan değil de hayvan olunca, bu etik davranış yok olup yerini ben insanım kaynaklı "her şey benim hakkım, ne istersem onu yaparım" görüşüne bırakır. Ekonominin her alanında olduğu gibi at yarışlarında da ilk kriter çok kazanç az maliyettir. Bilinçsiz ve para hırsına bürünen at sahipleri de çok değerli varlıkları, atlarını gözden çıkartarak sık ve gereksiz koşularda safkanlarını insafsızca koşmaktalar.

Hayvanların bahis veya ekonomik kazanç amaçlı yarıştırılması söz konusu olduğunda ilk akla gelecek olan şüphesiz at yarışları. At yarışları dünyada milyarlarca dolarlık; kazanma, daha fazla kazanma hırsının ön planda olduğu bir endüstri. Bu kazanç peşinde sektörün kurbanları ise doğdukları andan itibaren mal olarak alınıp satılan, ölümüne çalıştırılan, yarışamayacak duruma düşünce öldürülen atlardır. Yarış atları için tek cümleyle emeklilik yoktur.

Atlar henüz iskelet sistemleri gelişmekteyken yarışlar için hazırlanmaya başlanır. Bu dönemde taylar, kemiklerinin çok yumuşak olması nedeniyle hızlı koşabilecek, ağır yükün verdiği baskıyı kaldıracak kadar güçlü değildir. Yarışlar ve antremanlar bu hayvanlar için zorlayıcı, yorucudur. Dizlerinde, Tendonlarında meydana gelebilecek sorunlar atlara geri dönüşü olmayan hasarlar verir. Yarış atlarının büyük bölümünde kemik kırılması ve sürtünmeye bağlı kemik sorunları görülür. Bu bir örnekle açıklanacak olursa: iki taş birbirine bir müddet sürtüldüğünde taşlardan küçük tanecikler kopacaktır. Aynı durum koşmaya ve bunun yarattığı sürtünmeye bağlı olarak atların kemiklerinde de ortaya çıkar. Bir at ortalama olarak her yirmi iki yarışın birinde yarışı tamamlayamayacak şekilde yaralanmakta, yılda sekiz yüz at ise yarış sırasında yaralanma sonucu ölmektedir. Tıbbi bakım ve teknolojik ilerlemeler de atları iyileştirmeye yetmemektedir, bunun nedeni ise atların bedensel olarak büyük hayvanlar olması, cerrahi müdahaleye ve anesteziye dayanamamaları ve bu hayvanların, üzerlerinde alçı ya da askı gibi kısıtlayıcı gereçlere izin vermemeleridir.

Zaten, yine ortalama sayılarla konuşulacak olursa, bir atın yıllık gideri ise yirmibeşbin doları bulmaktadır. Bu yüksek maliyet gözden çıkarıldıktan sonra atların sahipleri ameliyatın ve ameliyat sonrası bakımın masraflarını karşılamaya yanaşmazlar. Yaralı at ya tedavi edilmeden koşturulur veya ölüme terk edilir. Bir çok at daha hızlı koşmaları ya da sakatlıklarına rağmen koşmaları için yarış atlarına onları birer ilaç bağımlısı haline getirecek kadar ilaç yüklenir.

Hangi ilacın yasak, hangisinin olmadığı ülkeden ülkeye değişir. Bu maddelerden bazıları akciğer kanamalarını engelleyen Lasix, acıyı maskeleyip atın daha hızlı koşmasını sağlayan bir ağrı kesici görevini gören fenilbutazon ; sakat hayvanın acısını hissetmesini engellemek için kullanılan morfindir. Bu tarz ilaçların çeşitleri de çok fazla olduğu için laboratuarların bunları saptaması da kolay olmaz.

Yukarıdaki düşüncelerimi ve yorumlarımı destekleyen bir çok yazı ve makaleye çeşitli yerlerde ulaşabilirsiniz. Zaten benimde kaynak olarak bu tür makalelerden yararlandığım, fikir edindiğim, alıntılarda yaptığım açıktır. Şimdi yukarıdaki örneklemeleri ve atlarla ilgili bilgileri bizim at sahiplerimize anlatsak, onlara atların sık koşmaması gerektiğini söylesek, atınızı sık koşarsanız yarışta sakatlanabilir, ölebilir desek, ilk defa koşacak olan tayınızın dizlerini, kemik yapısını kontrol ettinizmi diye sorsak bir çok at sahibinden "Sana Ne" diye bir cevap alırız.

Belki bizi ilgilendirmiyor ama insanın içinde At Sevgisi varsa, at koşarken tek hedefin para kazanmak ve gerisini boş vermek üzerine kurulu olduğu bu düzeni kabul edemiyorsunuz, burnunuzu bir yerlere sokuyorsunuz. Çeşitli ilerimizde son günlerde sık koşulan atları gördükçe bizim ülkemizde ne kadar insafsız ve acımasız at sahibi var diye düşünüyorum. Belki elimden bir şey gelmiyor düşünmekle kalıyorum ama sonuçta bu yazı bile tepki vermektir.

Ben kendilerinden biraz insaf diliyor, çok değerli varlıkları atlarına iyi bakmalarını temenni ediyorum. 

Ufuk Çakır
20.12.2009

 

Yorumlar  

 
0 #1 sezo78 22-12-2009 20:49
Ufuk Abiciğim,

Yazdığın bu yazıyı büyük bir zevkle okudum ve sana canı gönülden katılıyorum. Başta Kaya Ailesi olmak üzere,atlarını 2 günde bir, yani çok sık koşturan tüm at sahiplerini eshefle kınıyorum ve biraz vicdanlı olmaya davet ediyorum...
Alıntı
 

Yorum ekle

Yorumlarınız Türk Ceza Yasası ile genel örf, adet ve ahlaki değerlerimize uygun olmalıdır. Üye olmayanların yorumlarındaki bazı özellikler kısıtlıdır.


Güvenlik kodu
Yenile