::Son Düzlük..Sizin Eküriniz::

Register Login

ŞİZOFREN KIZIN GÜNCESİ

Geçen hafta biraz rahatsızlandım ve bir hafta kadar güzel hastanelerimizden birinde tedavi görmek zorunda kaldım. Yatağa bağlı bir tedavi değil daha çok kontrol amaçlı olduğundan bu zaman içinde yarışları dilediğimce seyretme imkanıda buldum. Yorumlarımı ve tahminlerimi de hastaneden yazma şansım oldu. Siteyi ve interneti fazla takip edemedim ama boş zamanlarımda kitap okuma şansını yakaladım. Özellikle psikolojik bir kitap okudum, beni çok etkiledi. "Bir Şizofren Kızın Güncesi" adındaki bu kitapta yaşantımızda karşılaştığımız bir çok insanı, hemen yeni başımızdakileri bile tanıma şansını yakalıyoruz. Aslında bizim etrafımızda ne kadar sorunlu, özürlü ve psikolojisi bozuk insan olduğunu anlıyoruz.

Bu kitaptan sizlere biraz bahsetmek istiyorum;

Kitapta okuduklarımız inanın İnsanların karaktersiz olmasında ailesinin önemini ortaya koyuyor. Şizofrenide kalıtımsallık %20 ler civarında oluyormuş. Her şizofrenin çocuğu şizofren olmuyormuş ama yetişme tarzı bunda çok büyük bir etkenmiş. Şizofren hastalar kendilerini beğenmez kötü yanlarını kapamak için devamlı çareler ararlarmış. Bizim şizofrende internetteki resimlerinde Tombiş yüzünü nasılda uzatarak, kendini zayıf göstermeye çalışıyor, o aşırı kiloları saklanmaya çalışıyor göreceksiniz. Şizofrenliğin belirtileri olarak kitap aynen şöyle diyor;

"Bazı şizofrenler önemli düşünce bozuklukları yaşarlar. Başkaları tarafında takip edildiklerine, öldürüleceklerine, kendilerine kötülük yapılacağına gerçekten inanabilir, dışarı çıkmaktan korkar ve kendilerini eve kapatabilirler. Çevrede olup biten her şeyi kendileri için yorumlarlar. TVden, radyodan mesajlar aldıklarına, düşüncelerinin okunduğu, yayınlandığı ve mallarının, paralarının çalındığını iddia edebilirler.
Şizofrenide çoğu hasta sesler duyabilir. Bunlar genellikle olumsuz sözler, küfürler, komutlar, yaptığı eylemleri tanımlayıcı seslerdir. Hastalar bu seslere cevap vererek karşılarında biri varmış gibi konuşurlar. Zaman zaman da gözlerinin önüne çeşitli görüntüler geldiğini ifade edebilirler. Birini düşman olarak kabul eder o kişiyle ilgili hayali hikayeler kafalarında oluşturur, sonrada onlara kendileri de inanarak bunları büyüterek düşman seçtikleri kişiye karşı saldırıya geçerler"

Bunları okuyunca aklıma hemen biri geldi. Sizde zaten o kişiyi tahmin etmişsinizdir. Şizofreni hastası olup ta buna inanıp tedavi olmak isteyen kişi sayısı da gerçekten çok azmış. Sahiden çok yazık. Tedavi olmadan hayatı bu şekilde sürdürmek herhalde çekilmez olmalı. Allah akrabaları, sevgilileri ve yanındakilere sabır versin.

Yine hastanede çok önemli GAZ şirketlerimizden birinin İnsan Kaynakları Yönetmeni ile tanıştım. Çok sevecen ve tatlı bir hanımdı. Kendisinden eski çalışanları hakkında biraz bilgi almak istediğimi ilettiğimde, işle dostluğu karıştırmadığını nazikçe bana yardımcı olamayacağını söyledi. Ben olayları, yaşananları yavaş yavaş anlatıp, durumdan kendisini haberdar edince hayretler içinde kaldı. Bana yaşanan olaylardan biraz bahsedince bu seferde ben hayretler içinde kaldım.

Bizim şizofreni hastamızın bu şirkette çalıştığını biliyordum ama bayağı bir geçmişi ve vukuatlarından haberim yoktu. Meğerse görevi kötüye kullanmaktan bu şirketle ilişkisi kesilmiş olan bizim şizofren dostumuzun şirketi zarara sokmaktan hakkında tutanaklar tutulmuş ve şirketten kovulmuş. Hakkında dava'da açılacakmış ama tazminatsız kovulması karşısında dava açılmama karşılığı anlaşılmış. Bu kadar büyük ve profesyonel bir şirkette bile yolsuzluk yapmaktan çekinmemiş olan bizim şizofren İzmir'de eski bir arkadaşının şirketinden gerçek olmayan faturalar şirkete sokarak ödemelerini ve harcamaları şişiriyormuş. Bu durum tespit edilip ortaya çıkarıldığında bizim şizofren dostumuz eve kapanmış. Dışarı çıkmaktan korkar olmuş. Hastayım evde yatıyorum diye herkese söylüyormuş ama hastalık falan abartıymış. Durum yalnızca psikolojik bozuklukmuş. Kitapta yazılanlarla ne kadarda denk geliyor dimi :)

İnsan hayatta nelerle, kimlerle karşılaşacağını bilemiyor. Hırsızıda, arsızıda, uğursuzuda, ibne'side, top'uda hepsi çevremizde dolaşıyor ama biz bakıyor, göremiyor, bilemiyoruz.

Bu hırsızlığın ve arsızlığın bir örneğini de geleneksel diyerek ilki yapılan ve sonra devamı getirilemeyen başarısız, beceriksiz zirvedekiler ödüllerinde görmedik, yaşamadıkmı ? Birincilere plaketlerin 6 ay sonra verilmesi bir yana SMS atarak ödül kazananlar, açıklandımı ? Ödüller dağıtıldımı ? Bunu bir çok kere sorduk ama ne cevap veren var nede bu konuya değinen oldu. En sonunda Bu hafta içinde Cumhuriyet Savcılığına bu konuda suç duyurusunda bulunuldu. Savcılığa yarışma sonuçları, İnternet haberleri, basın bülteni ve televizyon görüntüleri teslim edildi. En çok SMS atıp kazandığı ve Dubai'ye gittiği iddia edilen kişinin yayına telefonla bağlandığı programın görüntüleride verildi. Daha sonra duyduğuma göre bu kişiden pasaportu olmadığı ve Dubai'ye kendi isteğiyle gitmediğine dair bir yazı alınmış ve savunma geliştirilmiş. Madem adam Dubai'ye gitmedi canlı yayında programa bağladın Dubai'de hangi yarışları seyrettin diye adamla nasıl konuştun ? Savcı sorunca acaba nasıl cevap vereceksin ? Bende çok merak ediyorum. Bu soruşturmayı özellikle takip edip sizlere aktarıcam.

Ayrıca bu şirket Sanayi ve Ticaret Bakanlığına şikayet edildi. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Reklam Kurulu bu verilmeyen hediyeler hakkında araştırma başlattı. Bakanlığın avukatlarıda yapılan suç duyurusu hakkında bilgilendirildi.

Bir sonraki yazımda daha değişik ve şaşıracağınız bir çok olayı yine bu sayfalara sizlere aktaracağım.

Yeni yazımızda buluşmak üzere, tüm dostlarıma bol şanslar diliyorum.

Ufuk ÇAKIR
12.12.2007