ALTILI GANYAN NE VERİR

ATÇILIK TARİHİNİN BAŞLADIĞI YER İZMİR

İzmir'de bilinen at yarışları tarihi ilk olarak 1700' lü yıllara kadar dayanmakta, şimdiki adı Şirinyer olan düzlük alanda söz konusu dönemdeki adı "Paradisu" olan bu yerde rahvan atlar ve yılkı atları ile yarışlar yapılmaktaydı. İzmir'de ki Levanten ailelerin öncülüğünde başlayan ve Osmanlı Türk topraklarındaki ilk organize anlamdaki At yarışlarının yapılmasına sahne olan yerde yine dönemdeki adı ile Kızılçullu mesire alanında kurulmuş olan ve adı; Smryna Racers Clup olan atçılık kulübüdür.

Bu araştırma yazımızın başında kısa ancak çok önemli bir açıklama yapalım;

Söz konusu Atçılık ve yarışçılık kulübünün kurulmasında bir takım kaynaklarda İzmir ilimizin önemli ailelerinden Evliyazade ailesinden Refik beyin (1872 doğumlu) olduğu yazılmaktadır. Baktığımızda 1872 doğumlu olan Refik Beyin 1856 yılında kurulan Atçılık ve yarışçılık kulübünü  kurulmasında rol alması mantıksızdır. Bizdeki bir çok atçılık kaynağındaki bilgilere göre henüz doğmamış bir kişi bu atçılık kulübünde kurucu üye olarak, tarihi kayıtlara lanse edilmiştir !

Kaynaklar gösterile gelen eserler ise; Sait Aksonun anıları, Nimet Üyken TJK Tarihi, Reşat Köstem Atçılık Tarihi Gibi kaynaklarda sanıyoruz yanlışlıklar yapılmıştır..

PATERSON, REES VE WHİTTALL AİLELERİ İLE ; İZMİR'DE ORGANİZE ATÇILIK BAŞLADI !

İzmir, at yarışlarının doğduğu, geliştiği ve örgütsel hale geldiği Türkiye'nin şehridir.

Genel görüş, organize at yarışlarının 19. yüzyılın başlarından itibaren İzmir'in Buca ve Bornova semtlerinde yoğun sayıda yaşayan yabancı topluluk tarafından başladığı yönündedir. Bununla birlikte, bu olayların Meles Nehri [St Anne’nin vadisi] boyunca rekreasyon alanı ile sonbahar ve ilkbahar olmak üzere iki mevsimsel yarış olarak 17. yüzyılın ortalarına kadar gitmesini öneren arşivler vardır.

Yemyeşil doğasıyla Buca'nın bir ilçesi olan Paradiso / Şirinyer, İngiliz ve yabancı ailelerin bir mahallesiydi ve tartışmasız İzmir'de organize at yarışlarının başladığı yerdi. 19. yüzyılın başından itibaren, sanayi yatırımları nedeniyle, şehirde önemli sayıda İngiliz yaşamaya başladı. İngiltere'de bıraktıkları yaşam tarzlarını devam ettirmek için Buca'da büyük kır evleri inşa ettiler. At yarışı da İngilizlerin alışkanlıklarından biriydi ve bunu devam ettirdiler. 

İzmir'in yabancılar arasında adlandırılmış at yarışlarının tarihi 1840'lara kadar uzanıyor. Başlangıçta çok örgütlü değillerdi, ancak önemli günler için düzenli yarış yapan bir organizasyonları vardı. Ünlü İzmirli tüccar Whittall yarışları organize etti.

Bu güne ait bir anı olarak, İzmir'in at yarışı kardeşliği başkent İstanbul'daki Sultan'a bir İngiliz ve bir Arap safkan gönderdi. Bu etkinlik, Türkiye'de at yarışı tarihinde bir dönüm noktası olarak kabul edilmektedir.

1880'lerin sonunda Rees Ailesi de atçılığa büyük para harcamaya başladı ve çoğu yarışı da onun atları kazanmaktaydı. 1887'de düzenlenen bir koşuda Rees Ailesi'nin bir gün içinde 14 birincilik aldığını söyleniyor. Aslen Galli olan Rees Ailesi nispeten daha geç bir tarih olan 1853'te İzmir'e gelmiş, pamuk, un ve asıl olarak da madencilik yapmaktaydı. 

Başta Whittall Ailesi'nden borç alarak işe başlamış, sonra da anlaşılacağı üzere çok zengin olmuştu. Bugün Buca'da Eğitim Fakültesi geçmişin de Öğretmen Okulu olan bina Rees Köşkü'dür. Bu köşk, Kraliçe Victoria'ya ait olan yazlık köşk örnek alınarak yapılmıştır.

Yine Paterson Ailesi İngiltere'den at ve jokeyler getirmiş, atçılığa büyük yatırımlar yapmıştı. Türkiye'de krom madenini bulan İskoç James Borthwick Paterson'du. Babası da İskoçya'da kömür madeni sahibiydi ve bu zengin İskoç çok sevdiği İzmir Bornova'ya yerleşmişti. Bornova'daki muhteşem Paterson Köşkü'nü 1860'da yaptırmışlardı.

İZMİR'DE MÜTHİŞ HEYECAN

Artık yarış sahasında İtalyanlar, Yunanlılar, Rumlar ve Fransızlar da vardı. Bir ayağı Yunanistan'da olanlar yarışları Yunanistan'a da taşıdılar. Yunanistan at yarışları, İzmir'den gidenler tarafından başlatılmıştı. 

1885 yılında "Poem" isimli bir at adeta geçilmez olunca, Paterson Ailes bu atı geçebilmek için Malta'dan büyük bir para karşılığı "prito" isimli atı getirmişti. İzmirliler de bu çekişmeyi ilgiyle izlemekteydi. 

1890'lardan itibaren artık yarışlarda ciddi paralar da kazanılmaya başlanmıştı. Hem yarışa katılan at sahipleri hem de bahisler yoluyla işin bir de ticari tarafı doğmuştu. Üstelik bir de yarışlara sponsor olan Hamidiye Suları ve Göztepe Tramvay İşletmesi gibi şirketler de vardı.



SULTAN KOŞUSU

1863 yılında İzmir iline gelen padişah Sultan Abdulazizhan kendi adına da bir yarış düzenlenmesini istemiş ve Sultan koşusu 100 Osmanlı Altını ikramiyeli olarak koşulmuştu. Bu sayede Çığ gibi büyüyen ilgiyle beraber Paradiso (Şirinyer) Hipodromun da At sahibi ve jokey olan Türk sayısı çok artmıştı. 


İSTANBUL KAĞITHANE YARIŞLARI

İzmir'de ki yarışların bir benzerini payitahtta yaptırmak isteyen Padişah fermanı ile 1864 yılında İstanbul Kağıthane semtinde at yarışları düzenlenmiş ve bu yarışlar için yaptırılan yarış ilanları ve reklam amaçlı tanıtım belgeleri düzenlenmiştir.

"ENVER PAŞA" VE İSTANBUL'DA İKİNCİ KEZ YAPILAN AT YARIŞLARI

Osmanlı topraklarındaki en önemli şehir ve başkent olan İstanbul'da 1864 yılındaki, Kağıthane yarışları sonrtasında, ( 53 Yıl aradan sonra ) bu kez ordu komutanı olan "Enver Paşa" nın isteği doğrultusunda 1917 tarihinde yine İstanbul ilimizde Sipahi ocağı at yarışı şenlikleri adı ile at yarışları koşulmuştur. Bu tarihteki at yarışları ile ilgili olarak elimizde mevcut olan döneme ait, bir kısa metrajlı film ve sipahi ocağı isimli dergide yayınlanmış olan Osmanlıca bir haber de söz konusudur.

Enver Paşa nın bu yarışlar sırasında çekilmiş olan görüntülerinde. Kendisinin bir çok ödül ve kupa törenine bizzat katıldığı ve yarışlar süresince hayli keyifli olduğu izlenmektedir. Çünkü atlara ve yarışa çok meraklı olan Enver Paşa, İzmir'den jokeyler getirmiş ve bu yarışlarda kendi atlarını da koşmuştur.

Savaş içindeki Osmanlı topraklarında yapılan bu at yarışları halkın moralini yükseltmek amacında olup, söz konusu dönemde propaganda amaçlı olarak birçok sinema da halkımıza gösterilmiştir. Yarış aralarında müttefik güçlere ait olan Alman hava kuvvetlerine ait çift kanatlı savaş uçaklarının da çeşitli gösteriler yaparak İstanbul semalarında uçması ilgi ile izlenmiştir.

Pin It