SALGILANACAK ADRENALİN KALMADI

Ülkemizde yedi gün, günde iki yerli, en az bir yabancı olmak üzere minimum 3 yarış var. Hangi ilde yarış koşuluyorsa o Hipodromu doldurup yarış seyreden, televizyonları, cep telefonları veya radyoları başına geçip yarışları takip eden binlerce yarışsever mevcut.

Her yarış günü takipten vazgeçmeyen yarışseverin, bu büyülü dünyaya nasıl bir motivasyonla dahil olduğunu düşününce kafanız karışıyor, nedenini anlamak için detaylı bir çalışma yapmak gerekiyor.
Toplumun çok farklı kesimlerinden insanlar, atların peşinde takipte olup, hep aynı heyecanla, onların son düzlüğe gelmesini bekliyor. Tabii oynadıkları ve altılı kuponlarına yazdıkları atların kazanması en büyük dilekleri. Yarışın son düzlüğü adrenalin'in en fazla salgılandığı ve en çok heyecan duyulan bölüm.

Adrenalin Bağımlılık Yapıyor.

Birçoğumuzun isim olarak bildiği Adrenalin; vücutta korku ve heyecan durumunda salgılanması artan hormon. Ayrıca çok sinirlendiğimiz zamanlarda, sinirden elimizin ayağımızın boşaldığı durumlarda da salınımı artıyor. Adrenalinin bağımlılık yapıcı bir özelliği var. Adrenaline isterik bir durumda olan vücut bir şekilde insanı, adrenalin aktivitesi arayışına sokuyor. At yarışlarının bağlayıcı özelliklerinden biri işte bu Adrenalin tutkusu. Son düzlükte ki bu heyecanı bir kere tattınız mı, adrenalinin vücutta salınımını hızlandırdınız mı bırakamıyorsunuz.

Vücut stres altındayken hormonların salınımından sorumlu organımız hipotalamus, hipofiz bezine bir uyarı gönderiyor ve adrenalin salgılaması gerektiğini iletiyor. Adrenalin’in başlıca görevi ise bu tarz stresli durumlarda kanı parmak uçları, burun, kulak gibi kılcal damarlardan çekip, kol gibi daha geniş kas gruplarına göndermek. Yarış seyrederken parmak uçlarınızın, burnunuzun üşümesi bu yüzden.


Söylemle İcraat Çok Farklı.

Ülkemizde'ki at yarışlarını seyrederken zaten aşırı stres yaşıyoruz. Kimin ne zaman nasıl koşacağı tahmin etmek oldukça zor. Öyle bir stres altındayız ki vücutta Adrenalin kalmadı, dışarıdan destek gerekiyor. Pek çok kişi 'hayatının altılısını tutturma' hayaliyle yaşıyor. Hayat o kadar zora girdi ki, altılıdan hayatını kurtaracağına inanan binlerce kişi oluştu. Başka kurtuluş yolu bilmeden, yalnızca hayatını bu işe adayanlar var. At yarışlarını salt kumara indirgemek büyük haksızlık ama gelinen noktada TJK'nın At yarışlarını kumara doğru sevk edişine tanıklık ediyoruz.

Daha çok kazanacaksınız diye yapılan reklamlar, yarışları zorlaştırmak için uygulanan ufak hileler, Altılı yatsın da beşli oynansın diye ilk ayaklara zor yarışları koymalar, yeni çıkarılan bahis oyunları, TJK nın etik olmayan hareketleri Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün "At yarışları modern toplumlar için sosyal bir ihtiyaçtır" diye bahsettiği mantığın tersi tutumlar.

Günde 5 Altılı'ya Adrenalin'mi dayanır.

At Yarışı spordur deyip, her gün en az 3 altılı koymak, bazen altılı sayısının 5 e kadar çıkması, söylemle aykırı davranışlar. Kim ne isterse onu oynar demek ise işin kolayına kaçmak. Sen her yarışa çeşitli bahisler yap, insanları bahise teşvik et, gereksiz bir sürü bahis aç, altılıları çoğalt, işin bahis yönüne çalış sonra da kalk At Yarışı iki canlının bir arada yaptığı tek Spor'dur de. Tamam spor ama buna uygun hareket etmezsen, toplumda bunu kabul ettirmen mümkün olamaz.

Yazımızı ufak bir anektod ile noktalayalım.

Rahmetli At yarışı yazarı Özcan Aytunç, geçen sene kaybettiğimiz şair Ülkü Tamer'e bir gün, "Bir de şair olacaksın, bize bir şiir yazmadın," diye sitem edince Ülkü Tamer'de pek bilinmeyen ve Özcan Aytunç'u itaf eden bir şiir yazmış;

Köftecinin, berberin tüyosuyla bültende,
Gelmeyecek atları vermekten hiç yılmadı,
Bu gidişle yazacak altılıya kendini,
Çünkü nal toplayacak başka beygir kalmadı.


Sizin kuponlarda nal toplayanlar değil, nal toplatanlar olsun, Sevgiyle Kalın


Ufuk Çakır
14.07.2019

 

Pin It

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile